Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, 2026 yılı için planlanan Milli Savunma Bakanlığı bütçesi üzerine milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Bakan Güler, güvenliğin yalnızca ekonomik değerlerle değil, vatan evlatlarının canı, emekleri ve fedakarlıklarıyla bedelini ödendiğine vurgu yaptı. Bu bağlamda, özellikle İskenderun’da yaşanan üzücü kayıplar ve mağarada şehit düşen askerlerin durumu üzerine yapılan detaylı incelemeleri aktardı. Güler, her bir olayın operasyonel, idari ve teknik boyutlarıyla titizlikle incelendiğini belirtti.

Güler, İskenderun Deniz Er Eğitim Alay Komutanlığı'nda meydana gelen olayla ilgili olarak yürütülen araştırma sürecinin büyük bir hassasiyetle devam ettiğini ifade etti. Şehit olan askerlerin ailelerine karşı duyulan sorumluluğun önemine dikkat çeken Güler, bu olayda kusuru veya ihmali tespit edilen dört askeri personelin Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiğinin kesildiğini ve sekiz personele çeşitli disiplin cezaları verildiğini açıkladı. Adli süreçlerin de İskenderun Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından titizlikle yürütüldüğünü vurguladı. Bu tür olayların, güvenlik ve disiplin açısından ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.

Bakan Güler, şehit olan her asker için ailelerinin ve milletin vicdanına karşı bir sorumluluk taşıdıklarını belirtti. Her bir şehidin isminin ve aile bağlarının dikkatlice takip edildiğini ifade eden Güler, bu durumun kendileri için bir manevi miras olduğunu vurguladı. Askeri sağlık sisteminin gelişmesi ve iyileştirilmesi adına yürütülen çalışmaların da bu sorumlulukla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti. Öte yandan, ölüm ve yaralanma gibi durumlarla ilgili açılan adli ve idari soruşturmaların da bu sorumluluk bilinciyle gerçekleştirildiği kaydedildi.

Türk Silahlı Kuvvetleri’nde intihar vakalarına ilişkin uzun yıllardır uygulanan yöntemler hakkında bilgi veren Güler, öncelikli olarak ailelere haber verildiğini ve onların birliğe getirilerek sürecin şeffaf bir şekilde yürütüldüğünü açıkladı. Bu süreçte, şehidin arkadaşlarının da aileye destek olabilmesi adına özel bir ortam sağlandığını belirtti. Güler, bu uygulamanın sadece bir prosedür değil, aynı zamanda insani bir yaklaşım olduğunu ifade etti. Bu tür vakaların önlenmesi adına gerekli her türlü önlemin alınacağını ve olayların her birinin titizlikle araştırılacağını söyledi.

Bakan Güler, Genelkurmay Başkanı'nın isminin bilinmemesi gibi eleştirilere de yanıt verdi. Bu durumun, ordunun siyasallaşmadığını gösteren bir gelişme olduğunu ifade eden Güler, askeri yapının bağımsızlığının önemini vurguladı. Ayrıca, Milli Savunma Üniversitesi (MSÜ) gibi eğitim kurumlarının işleyişi ve görevleri hakkında da bilgi verdi. MSÜ Rektörü Prof. Dr. Erhan Afyoncu’nun zor bir dönemde görevi üstlendiğini ve akademik kadronun sürekli olarak artırıldığını belirtti.

Uzman çavuşlarla ilgili düzenlemelere de değinen Güler, her uzman çavuşun 55 yaşına kadar görevine devam etme hakkı olduğunu ifade etti. Ayrıca, sözleşmeli erlerin maaşları ve ikramiye sisteminin de detaylarını aktardı. Sözleşmeli erlerin, belirli bir süre çalıştıktan sonra ayrılabileceklerini belirten Güler, bu durumun personelin motivasyonunu artırmayı hedeflediğini kaydetti. Bu tür düzenlemelerin, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kalitesini artırmaya yönelik önemli adımlar olduğunu vurguladı.

Askeri hastanelerin açılması konusundaki yoğun çalışmalar da Bakan Güler’in gündemindeydi. Özellikle tıp alanındaki ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yürütülen projeleri aktaran Güler, GATA’daki üniversitede 744 öğrencinin eğitim aldığını ve bu yıl 147 tabip mezun edildiğini ifade etti. Bu durumun, askeri sağlık sisteminin güçlendirilmesi adına büyük önem taşıdığını belirtti. Askeri hastanelerin açılması ile birlikte, askerlerin sağlık hizmetlerine erişiminin daha da kolaylaşacağına dikkat çekti.

Son olarak, 11 Kasım’da Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşen C-130 tipi askeri kargo uçağı ile ilgili gelişmelere değinen Güler, düşen uçağın kara kutularının bulunarak üzerinde çalışmaların devam ettiğini belirtti. Uçakların bakım süreçleri ve güvenlik standartları hakkında yapılan açıklamalarla birlikte, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hava gücünün güvenliğine dair kamuoyuna güven vermeye çalıştı. Güler, TUSAŞ tarafından geliştirilen projelerle birlikte uçakların modernizasyon sürecinin de devam ettiğini vurgulayarak, askeri havacılığın önemine dikkat çekti.