Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2026 yılı bütçesinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda kabul edilmesinin ardından yaptığı önemli açıklamalarla dikkat çekti. Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı'nın eskiye göre daha fazla harcama yaptığı iddialarını yalanlayarak, mevcut harcamaların geçmiş döneme göre daha düşük olduğunu vurguladı. Bu açıklamalar, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal politikalarının yeniden şekillendiği bir dönemde, kamuoyunda önemli tartışmalara yol açtı.

Bütçe görüşmeleri sırasında milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı harcamalarının oranlarını detaylandırarak, harcama oranlarının binde 1,1 ya da 1,2 civarında olduğunu ifade etti. Bu veriler, muhalefet partileri tarafından sıkça eleştirilen harcama politikalarına karşı önemli bir savunma mekanizması olarak öne çıktı. Yılmaz, Cumhur İttifakı'nın adayı yerine muhalefet adayı seçilmiş olsaydı, harcamaların çok daha fazla olabileceğini belirterek, geçmişteki koalisyon hükümetleri dönemlerinin yarattığı israf algısını hatırlattı. Bu bağlamda, mevcut sistemin daha verimli çalıştığını savunarak, hükümetin mali disiplin anlayışına vurgu yaptı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı, yerel yönetimlerin asli görevlerine de dikkat çekti. Özellikle şehirlerin temel altyapı ihtiyaçlarının önceliklendirilmesi gerektiğini belirten Yılmaz, sağlıklı içme suyu, trafik sorunları ve yeşil alanların artırılması gibi konulara değindi. Bu açıklamalar, yerel yönetimlerin işleyişi ve halkın temel ihtiyaçları üzerindeki sorumlulukları üzerine yeni tartışmaları da beraberinde getirdi. Yılmaz’ın, bu konularda yetersiz kalan belediyeleri eleştirmesi, yerel yönetimlerin halkla olan ilişkisini sorgulayan bir ortam yaratırken, yerel yönetimlerin daha etkili ve vatandaş odaklı hizmetler sunması gerektiği mesajını da taşıdı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin halka kapalı olduğu yönündeki eleştirilerle ilgili de sert bir yanıt verdi. Külliye'de, herkesin ziyaret edebileceği alanların bulunduğunu ve bu alanların kullanımının şeffaf olduğunu belirtti. Yılmaz, vatandaşların Külliye'yi gezmek istemeleri halinde gerekli prosedürleri takip edebileceklerini hatırlattı. Bu açıklamalar, kamu alanlarının erişilebilirliği ve şeffaflık konularında daha geniş bir tartışma başlatmaya yönelik bir adım olarak değerlendirildi.

Ayrıca, örtülü ödeneğin kullanımı hakkında da açıklamalarda bulunan Yılmaz, bu mekanizmanın her ülkede benzer şekillerde kullanıldığını ve Türkiye'de de belirli yasal sınırlarla düzenlendiğini ifade etti. Geçmiş yıllarda bu ödeneğin kullanım oranlarının oldukça düşük olduğunu belirten Yılmaz, ihtiyaç halinde bu tarz harcamaların yapılabileceğini vurguladı. Ekonomik krizlerin ve belirsizliklerin sürdüğü bir ortamda, bu tür harcamaların nasıl denetlendiği ve hangi ilkeler çerçevesinde yapıldığına dair kamuoyunda daha fazla bilgi verilmesi gerektiği konusu gündeme geldi.

Kadınlarla ilgili konularda da açıklamalarda bulunan Yılmaz, tartışmaların sadece LGBT konusuyla sınırlı kalmaması gerektiğini savundu. Yılmaz, bu meselelerin daha geniş bir perspektiften ele alınması gerektiğini belirterek, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın hakları konusundaki duyarlılığın önemine işaret etti. Bu noktada, hükümetin toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama konusundaki politikalarının daha fazla görünürlük kazanması gerektiği vurgulandı. Kadınların ekonomik hayatta daha aktif rol alması için gerekli adımların atılması gerektiği, sadece bir cinsiyet meselesi değil, aynı zamanda ekonomik bir gereklilik olduğu da ifade edildi.

Son olarak, Türkiye'deki yoksulluk sınırına dair değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, mutlak yoksulluğun 2015'ten bu yana ölçülmediğini ve artık göreli yoksulluğun dikkate alındığını belirtti. Bu bağlamda, yoksulluk oranlarının belirlenmesinde dikkatli ve nesnel bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, güçlü bir sosyal politikayla yola devam edeceklerini de sözlerine ekledi. Yoksullukla mücadelede atılacak adımların, sadece ekonomik büyüme ile değil, aynı zamanda sosyal adalet ve fırsat eşitliği ile de bağlantılı olduğu gerçeği, toplumun sosyal dokusunu güçlendirmek adına önem taşıyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın açıklamaları, Türkiye'nin sosyal politika anlayışının nasıl evrileceğine dair önemli ipuçları sunuyor. Ekonomik sıkıntıların devam ettiği bir dönemde, hükümetin bu konulardaki tutumu ve uygulamaları, toplumun geniş kesimlerini yakından etkileyecek. Gelecek dönemde sosyal politikaların nasıl şekilleneceği merak konusu olmaya devam ederken, bu süreçte yaşanacak gelişmeler, hem ekonomik istikrar hem de toplumsal huzur açısından kritik bir öneme sahip olacak. Türkiye'nin sosyal politikalarının, ekonomik durumu ve toplumsal dinamikleri nasıl etkilediği, önümüzdeki yıllarda ülkenin geleceği üzerinde belirleyici bir rol oynayacaktır.

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • TRT Haber