Tarım ve Orman Bakanlığı, denizlerde ve iç sularda hayalet ağlara karşı yürütülen mücadelede önemli bir başarı elde ettiğini duyurdu. Bakanlığın resmi sosyal medya hesapları üzerinden yapılan açıklamaya göre, 2025 yılı itibarıyla toplamda 420 milyon metrekare alan taranarak, 360 bin metrekare hayalet ağ ve 31 bin av aracı sudan çıkarıldı. Bu çalışmalar sonucunda yaklaşık 1,2 milyon su canlısının yaşamı korundu. Hayalet ağların deniz ekosistemleri üzerindeki olumsuz etkileri, bu tür önlemlerin önemini bir kez daha gözler önüne serdi.

Hayalet ağlar, balıkçılar tarafından kaybedilen veya terk edilen ağlardır ve denizlerde büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Bu ağlar, su altındaki canlıları yakalayarak, doğal yaşam dengesini bozmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın bu konuda yürüttüğü çalışmalar, yalnızca hayalet ağların temizlenmesiyle sınırlı kalmamış, aynı zamanda sucul yaşamın korunması için de önemli adımlar atılmıştır. Bakanlık, bu tür uygulamaların sürekli olarak sürdürüleceğini ve denizlerdeki biyolojik çeşitliliğin artırılmasının hedeflendiğini belirtiyor.

Bu kapsamda, hayalet ağların etkileri üzerine yapılan bilimsel araştırmalar da dikkat çekici bulgular sunuyor. Uzmanlar, kaybolan ağların su canlıları üzerindeki etkisinin büyük olduğunu ifade ediyor. Denizlerdeki ekosistem dengesinin bozulması, sadece balık türlerini değil, aynı zamanda deniz kuşları ve diğer sucul canlıları da olumsuz etkiliyor. Hayalet ağların temizlenmesi, bu canlıların doğal yaşam alanlarının korunmasına katkı sağlıyor. İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mehmet Yılmaz, “Hayalet ağlar, denizlerdeki en büyük sorunlardan biri. Bu tür çalışmalar, ekosistem dengesini korumak açısından hayati öneme sahip.” şeklinde görüş belirtiyor.

Geçmişte, hayalet ağlarla mücadele konusunda bazı benzer uygulamalar dünya genelinde gerçekleştirilmiştir. Örneğin, ABD'nin Kaliforniya eyaletinde, 2019 yılında yapılan bir temizlik operasyonunda 200 bin metrekareden fazla hayalet ağ temizlenmişti. Bu tür operasyonlar, deniz yaşamını koruma konusunda farkındalığın artmasına ve toplumda çevre bilincinin yükselmesine katkı sağlamaktadır. Türkiye'deki bu başarı, uluslararası alanda da örnek teşkil edebilir.

Hayalet ağların deniz ekosistemlerine olan etkileri, yalnızca doğa açısından değil, ekonomik açıdan da önemli sonuçlar doğuruyor. Balıkçılık sektöründe kayıplara yol açan bu durum, yerel ekonomileri de olumsuz etkilemektedir. Uzmanlar, hayalet ağlar nedeniyle kaybolan balıkların, sektörde ciddi maddi kayıplara yol açabileceğini belirtiyor. Bu bağlamda, hayalet ağların temizlenmesi, hem çevresel hem de ekonomik açıdan büyük fayda sağlıyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın bu konuda attığı adımlar, toplumda da olumlu karşılanıyor. Çevre aktivistleri ve sivil toplum kuruluşları, yapılan çalışmaları destekliyor ve bu tür uygulamaların artarak devam etmesini talep ediyor. Denizlerin korunması ve sucul yaşamın sürdürülebilirliği konusunda kamuoyunun bilinçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Bu konuda yapılan açıklamalar, toplumda çevre bilincinin artmasına katkı sağlarken, benzer çalışmaların diğer bölgelerde de uygulanmasını teşvik edebilir.

Gelecek yıllarda, hayalet ağlarla mücadele çalışmalarının daha da yoğunlaşması bekleniyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, bu konuda yeni stratejiler geliştirmeyi planlıyor. Ayrıca, uluslararası iş birlikleri ile hayalet ağların temizlenmesi ve sucul yaşamın korunması hedefleniyor. Uzmanlar, bu tür çalışmaların sürdürebilir bir gelecek için hayati önem taşıdığını ifade ediyor. Denizlerdeki hayalet ağların tamamen ortadan kaldırılması için daha fazla kaynak ve iş birliği gerekeceği belirtiliyor.

Sonuç olarak, Türkiye'nin denizlerdeki hayalet ağlarla mücadelesi, ekosistem koruma açısından önemli bir adım. Bu tür çalışmalar, yalnızca çevre bilinci açısından değil, aynı zamanda ekonomik sürdürülebilirlik açısından da büyük bir önem taşımaktadır. Gelecek süreçlerde, bu konuda daha fazla bilgi paylaşımı ve iş birliği ile denizlerimizin korunması hedefleniyor. Hayalet ağların temizlenmesi ile birlikte, su altındaki yaşamın korunmasına yönelik mücadelelerin artması, denizlerdeki biyolojik çeşitliliğin artmasına katkı sağlayacaktır.