15 Aralık 2025 tarihinde, Türkiye’nin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 2026 yılı bütçesi üzerine yaptığı konuşmada doğum izni sürelerinin uzatılacağını açıkladı. Bu düzenleme, hem kamu hem de özel sektörde çalışan anneleri kapsayarak doğum izninin 16 haftadan 24 haftaya çıkarılmasını öngörüyor. Ayrıca, babalık izninin de 10 güne yükseltilmesi planlanıyor. Bu değişiklikler, aile dostu bir politika çerçevesinde hayata geçirilmesi hedefleniyor ve Türkiye'deki aile yapısının güçlendirilmesi amacıyla önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

Bakan Göktaş, bu reformun ailelerin hayatına önemli katkılar sağlayacağını ve aile yapısını güçlendireceğini vurguladı. Aile Yılı ilan edilen 2025, aynı zamanda "Aile ve Gençlik Fonu"nun da 81 ilde yaygınlaştırıldığı bir dönem oldu. Bu fon aracılığıyla 133 bin gencin yararlanması sağlandı ve toplamda 8 milyar 59 milyon lira ödeme gerçekleştirildi. Bakan, bu tür ekonomik desteklerin ailelerin huzurunu artırmaya yönelik olduğunu belirtti.

Türkiye’de aile yapısının güçlendirilmesine yönelik atılan adımların geçmişi, 2020'li yıllara dayanıyor. Bu dönemde, çocuklara yönelik sosyal yardımlar ve destek programları artış gösterdi. 2025 yılı itibarıyla, her çocuk için sağlanan doğum yardımları, belirli kriterler olmaksızın ailelere sunulmaya başlandı. İlk çocuk için 5 bin lira, ikinci çocuk için 1500 lira, üçüncü ve sonraki çocuklar için ise her ay 5 bin lira destek sağlanacağı belirtildi. Bu uygulamalar, ülkenin nüfus politikasının bir parçası olarak değerlendiriliyor ve ailelerin ekonomik yüklerini hafifletmeyi amaçlıyor.

Uzmanlara göre, doğum izninin uzatılması, anne ve çocuk sağlığını desteklemenin yanı sıra, iş gücüne katılımı artırma potansiyeline de sahip. Uzun vadede, bu tür düzenlemeler, kadınların iş hayatında daha aktif roller üstlenmesine olanak tanıyabilir. Ayrıca, aile yapısını koruyarak toplumsal dayanışmayı güçlendirmek açısından da kritik bir adım olarak görülebilir. Çalışan annelerin, doğum sonrası iş hayatına dönüş sürecinin daha sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi, çocukların gelişiminde de olumlu etkiler yaratabileceği düşünülüyor.

Bu düzenlemenin toplumsal etkileri oldukça geniş kapsamlı. Ailelerin ekonomik yüklerinin hafiflemesi, çocukların daha sağlıklı bir ortamda büyümesi ve kadınların iş gücüne katılım oranlarının artması, bu değişikliklerin başlıca sonuçları arasında yer alıyor. Bununla birlikte, kadınların istihdam oranlarındaki artış, ekonomik büyüme üzerinde de olumlu etkiler yaratabilir. Çalışan annelerin iş yerlerinde daha uzun süre kalabilmesi, işverenler için de avantajlar sunabilir. İş gücünde sürekliliği sağlamak, işverenlerin verimliliğini artırarak ekonomik büyümeye katkı sağlayabilir.

Uluslararası düzeyde benzer uygulamalar, özellikle Avrupa ülkelerinde sıklıkla karşımıza çıkıyor. Örneğin, bazı İskandinav ülkeleri, ebeveyn izni sistemleriyle ailelere geniş kapsamlı destekler sunarak, doğum sonrası annelerin iş hayatına dönüşünü kolaylaştırıyor. Bu ülkelerde, doğum izni süresinin uzatılması ve babalık izninin artırılması gibi uygulamalar, ailelerin yaşam standartlarını yükseltiyor ve toplumsal cinsiyet eşitliğine katkı sağlıyor. Türkiye’nin bu adımları, benzer ülkelerle rekabet edebilmesi ve aile dostu bir toplum yaratma hedefleri doğrultusunda önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın bu konudaki kararlılığı, 2026-2035 yılları arasında sürecek olan "Aile ve Nüfus 10 Yılı" vizyonu çerçevesinde devam edecektir. Bu vizyon, Türkiye’nin toplumsal refahını artırma ve aile destek politikalarını güçlendirme yönündeki çabalarının bir parçası olarak öne çıkıyor. Ayrıca, bu vizyonun uygulanması ile birlikte aile içindeki rollerin yeniden tanımlanması ve kadınların toplumsal hayattaki yerinin güçlenmesi amaçlanıyor.

Öte yandan, bu düzenlemelerin etkili bir şekilde hayata geçirilmesi için işverenlerin de bu süreçte aktif rol alması gerekmektedir. İş yerlerinde esnek çalışma saatleri, uzaktan çalışma imkanları ve destekleyici bir çalışma ortamı oluşturulması, annelerin iş hayatına daha kolay adapte olmasına yardımcı olacaktır. İşverenlerin, çalışan anneleri destekleyici politikalar geliştirmesi, hem iş gücü verimliliğini artıracak hem de çalışan memnuniyetini yükseltecektir.

Sonuç olarak, doğum izni süresinin uzatılması, aile yapısının güçlendirilmesi ve kadınların iş gücüne katılımını artırma yönünde atılmış önemli bir adım. Bu reform, yalnızca aileler için değil, aynı zamanda toplumun genel yapısı için de olumlu sonuçlar doğurabilir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın bu konudaki kararlılığı, Türkiye’nin geleceği için umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor. Aile dostu politikaların hayata geçirilmesi, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kalkınma hedeflerine ulaşmasında önemli bir rol oynayacaktır.

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • TRT Haber