Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sıfır Atık Vakfı'nın iş birliğiyle düzenlenen "Gıda ve Su İsrafını Önlemek, Geleceği Sahiplenmek" temalı Yüksek Düzeyli Tarım ve Orman Bakanları Paneli'ne katıldı. İstanbul'un Beşiktaş ilçesindeki bir otelde gerçekleştirilen panelde, gıda ve su israfının insanlığın geleceği üzerindeki etkileri masaya yatırıldı. Emine Erdoğan, panelin açılışında yaptığı konuşmada, bu kritik sorunların üzerinde durarak, insanlığın geleceği için önemli bir adım atıldığını vurguladı. Panelin, gıda ve su israfıyla mücadelede önemli bir zemin oluşturduğunu belirten Erdoğan, burada ortaya konacak iradenin çocukların yüzlerini güldüreceğini umduğunu ifade etti.
Panelin ana teması olan gıda ve su israfı, dünya genelinde endişe verici bir boyuta ulaşmış durumda. Emine Erdoğan, her yıl 1,3 milyar ton gıdanın çöpe gittiğini, buna karşın 700 milyondan fazla insanın açlıkla mücadele ettiğini belirtti. Ayrıca, 190 milyon çocuğun açlık nedeniyle ciddi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu dile getirdi. Bu bağlamda, Sudan, Yemen, Gazze gibi bölgelerde yaşayan çocukların sağlıklı büyümeleri için gerekli besin maddelerine ulaşamadığını vurguladı. Erdoğan, dünya üzerindeki dengesizliklerin ve adaletsizliklerin giderilmesi gerektiğini ifade ederek, bu sorunların çözümünün ancak ortak bir irade ile mümkün olabileceğine dikkat çekti.
Emine Erdoğan, beş yaş altındaki çocuk ölümlerinin neredeyse yarısının açlıktan kaynaklandığını belirtti. Küresel ölçekte israf edilen gıdanın sadece dörtte birinin tüm aç insanları doyurabileceği gerçeği, dikkat çekici bir çelişkiyi ortaya koyuyor. Yiyeceklerin estetik kriterlere göre elenmesi, restoran ve otellerde oluşan atıklar, gıda israfının sistematik bir sorun haline geldiğini gösteriyor. Bu durum, sadece gıda kaybı değil, aynı zamanda su, enerji ve insan emeği gibi kaynakların da israfını beraberinde getiriyor. Gıda israfıyla mücadele etmek, insanlık için bir görev haline gelirken, bu sorunun çözümüne yönelik atılacak adımların önemi gün geçtikçe artıyor.
Panelde, gıda israfının önlenmesi için öncelikle evlerde ve alışkanlıklarda bir değişim sürecinin başlaması gerektiği vurgulandı. Emine Erdoğan, sıfır atık prensiplerini hayata geçirmek için bireylerin ve toplumun üzerine düşen sorumlulukları hatırlattı. Çöpe giden her bir dilim ekmeğin arkasında büyük bir su israfının yattığına dikkat çeken Erdoğan, bilinçli tüketimin önemini vurguladı. Organik atıkların kompostlanması gibi basit uygulamaların, hem çöp miktarını azaltacağını hem de karbon emisyonlarını azaltma konusunda katkı sağlayacağını belirtti. Bu tür uygulamaların, aynı zamanda insanlığın geleceği için büyük bir iyilik etkisine dönüşeceğini ifade etti.
Emine Erdoğan, dünya genelindeki su kaynaklarının giderek azaldığını ve mevcut durumu göz önünde bulundurulduğunda, yaklaşık 4 milyar insanın yılda en az bir ay su kıtlığı yaşadığını kaydetti. Gelecek yüzyılda su kaynaklarının yüzde 25 oranında azalabileceği öngörülüyor. Bu durum, gıda ve su israfının insanlık için bir beka meselesi haline geldiğini gösteriyor. Gıda ve su gibi hayati kaynakların israfını önlemek, sadece bireysel bir çaba değil, kolektif bir sorumluluk olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle, uluslararası iş birliklerinin artırılması ve farkındalık çalışmalarının yaygınlaştırılması büyük bir önem taşıyor.
Erdoğan, gıda ile olan ilişkimizi kültürel bir bağlamda ele alarak, Türk kültüründe yiyeceğe duyulan saygıyı örnekledi. Yere dökülen kırıntılara gösterilen saygı, Türk toplumu için önemli bir gelenektir. Ancak, son yıllarda medyada gıda israfını özendiren içeriklerin artması, bu kültürel değerleri tehdit eden bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Bu noktada, toplumda farkındalık oluşturmanın ve sıfır atık bilincini yaymanın önemine dikkat çekmek gerekiyor. Gıda israfının önlenmesi, sadece çevresel bir sorun değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur.
Sonuç olarak, Emine Erdoğan, Türkiye'nin Sıfır Atık yolculuğuna her geçen gün yeni bir boyut ekleyerek devam ettiğini belirtti. "Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık" kampanyası gibi projelerle gıda israfı konusunda farkındalık yaratıldığını ifade etti. Ayrıca, Türkiye'nin su verimliliği konusunda uluslararası bir seferberlik başlattığını da sözlerine ekledi. Türkiye'nin, Sıfır Atık girişimini küresel bir harekete dönüştürme konusundaki kararlılığı, gelecek nesillere daha sürdürülebilir bir dünya bırakma arzusunun bir yansımasıdır. 2026'da gerçekleştirilecek COP31 Taraflar Konferansı'nın ev sahipliğini üstlenmek, bu çabaların uluslararası düzeyde tanınması açısından da önemli bir fırsat sunuyor.
Bu haber, güvenilir kaynaklardan derlenerek editöryal süreçten geçirilmiş ve özgün içerik olarak yeniden yazılmıştır.
Yorumlar
Toplulukla düşüncelerini paylaş
İlk yorumu sen yaz.