Gazze'deki Sağlık Bakanlığı, İsrail'in düzenlediği saldırılara dair son verileri kamuoyuyla paylaştı. Yüzlerce masum insanın hayatını kaybetmesine neden olan bu saldırılar, bölgedeki insani durumu daha da kötüleştiriyor. Son 48 saat içerisinde, yalnızca enkaz altından çıkarılan 2 Filistinlinin cenazesi hastanelere ulaştırıldı. Bu gelişme, saldırıların acımasızlığını bir kez daha gözler önüne serdi ve can kaybının boyutlarını gösterdi.

Ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından, İsrail'in saldırılarında 354 kişinin öldüğü, 906 kişinin yaralandığı ve enkaz altından 606 kişinin cesedinin çıkarıldığı bildiriliyor. Bu rakamlar, savaşın getirdiği yıkımın ve kayıpların boyutunu gözler önüne seriyor. Gazze'deki sağlık hizmetlerinin durumu, artan yaralı sayısıyla birlikte daha da zorlaşırken, hastaneler ve sağlık kuruluşları üzerindeki baskı da artarak devam ediyor. Bu durum, bölgedeki sağlık sisteminin çöküşünü hızlandırıyor.

Sağlık Bakanlığının yaptığı açıklamada, Adli Tıp Kurumu'nun kayıp dosyalarını inceleyerek, 21 ila 28 Kasım tarihleri arasında onayladığı veriler doğrultusunda toplam can kaybına 299 kişi eklenmiş. Bu tür güncellemeler, sivil yaşamın nasıl bir tehdit altında olduğunu ve durumu daha da kötüleştiren etkenleri ortaya koyuyor. İnsani yardım kuruluşları, bu kayıpların yanı sıra, yaralıların tedavisi için gerekli malzemelerin temininde büyük zorluklarla karşılaştıklarını belirtiyor.

Ekim 2023'te başlayan saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 70 bin 100'e, yaralı sayısının ise 170 bin 983'e ulaştığı bildiriliyor. Bu veriler, uluslararası toplumun dikkatini çekmeyi amaçlayan bir çağrıyı da beraberinde getiriyor. Gazze'de yaşanan bu trajedi, sadece bölgesel bir sorun olmaktan çıkıp, tüm dünyayı ilgilendiren bir insanlık dramı haline dönüştü. Bu noktada, uluslararası kamuoyunun ve insan hakları savunucularının üzerine düşen önemli bir sorumluluk bulunuyor.

ABD Başkanı Donald Trump, 9 Ekim'de Mısır'da İsrail ile Hamas arasında bir ateşkesin ilk aşamasının onaylandığını duyurmuştu. Müzakerelerin yürütüldüğü Mısır'da yapılan anlaşma, İsrail hükümetinin onayıyla 10 Ekim'de yürürlüğe girmişti. Ancak bu ateşkesin sürdürülebilirliği, yapılan saldırılar ve karşılıklı güvenlik endişeleri nedeniyle sorgulanmaya başlandı. Gerçek bir barış ortamı sağlanmadan, bölgedeki gerilimin düşmesi pek mümkün görünmüyor.

Müzakerelerin ardından varılan ateşkese rağmen, İsrail ordusu zaman zaman çeşitli iddialarla Filistinlilere yönelik saldırılarda bulunmaya devam ediyor. Bu durum, ateşkesin gerçek anlamda uygulanıp uygulanmadığı konusunda ciddi bir belirsizlik yaratıyor. Saldırıların devam etmesi, Gazze'deki sivil halkın yaşamını tehdit ederken, bölgedeki insani krizi daha da derinleştiriyor. Filistinlilerin temel hakları ve güvenliği, uluslararası toplumun dikkat etmesi gereken önemli bir mesele olarak öne çıkıyor.

Gazze'deki vatandaşlar, yaşadıkları saldırılar ve kayıplar karşısında büyük bir çaresizlik içinde. Birçok aile, sevdiklerinin kaybıyla başa çıkmakta zorlanırken, yaşam alanlarının yok olması nedeniyle günlük yaşamları da büyük bir tehdit altına girmiş durumda. Yardım kuruluşları, bölgeye yönelik insani yardım çağrıları yaparak, bu trajik duruma dikkat çekmeye çalışıyor. Fakat, bu yardımların ulaştırılması da büyük zorluklarla karşı karşıya kalıyor.

Sonuç olarak, Gazze'deki durum uluslararası kamuoyunun dikkatini çekmesi gereken bir insanlık dramı olarak karşımıza çıkıyor. Saldırılar ve can kayıpları, insani krizin boyutlarını her geçen gün daha da derinleştiriyor. Barış için atılacak adımların acilen atılması gerektiği aşikar. Aksi halde, Gazze'deki trajedi devam edecek ve daha fazla can kaybı yaşanacak. Bu konuda uluslararası toplumun daha etkin bir rol alması, bölgedeki barış ve istikrar için büyük önem taşıyor.