26 Nisan 2026 tarihinde Rami Kütüphanesi'nde düzenlenen Rami Çocuk ve Sanat Bienali'nin açılışında konuşan Emine Erdoğan, küreselleşmenin kültürel kimlik üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Bu etkinlik, çocukların hayal gücünü ve kültürel değerlerini geliştirmeye yönelik bir platform olma özelliği taşımasıyla dikkat çekti. Emine Erdoğan, konuşmasında, gelecekte bu konuların daha da önem kazanacağını vurgulayarak, toplumların kültürel kimliklerini korumalarının gerekliliğine işaret etti. Küreselleşmenin, kültürel miraslar üzerindeki tehditleri ve bu bağlamda çocukların eğitimi konusundaki zorlukları irdelemek, onun gündeminde öncelikli bir yer aldı.
Etkinlikte, bir toplumun gelişiminde hayal gücünün önemine vurgu yapan Erdoğan, "Bir toplumun ufkunu genişleten şey, birlikte hayal edebilme yeteneğidir" ifadesini kullandı. Bu bağlamda, hayal etmenin insanın keşif ve gelişimindeki rolüne dikkat çekti. Özellikle çocukların hayal gücünün beslenmesinin, onların medeniyet gücünü artıracağına inandığını belirten Erdoğan, bu konuda ebeveynlere ve eğitimcilere büyük görevler düştüğünü ifade etti. Küreselleşmenin getirdiği hızlı bilgi akışı ve teknolojinin etkisiyle birlikte, çocukların hayal dünyasının nasıl şekillendiği üzerine derinlemesine bir analiz yapılması gerektiğini savundu.
Küreselleşmenin etkilerinin tarihsel arka planına baktığımızda, kültürel kimliklerin zamanla nasıl evrildiği ve bu süreçte yerel değerlerin nasıl zayıfladığı görülebilir. Geçmişte, toplumlar kendi kültürel miraslarıyla gelişirken, günümüzde küresel etkilerle bu mirasın erime tehlikesi bulunmaktadır. Emine Erdoğan, bu durumu, "Küreselleşmenin ne yazık ki kültürleri tek potada eritme gibi bir yan tesiri var" şeklinde özetledi. Bu ifadeler, kültürel çeşitliliğin korunması gerektiğinin altını çizerken, aynı zamanda toplumların kendi kimliklerini koruma sorumluluğunu da gündeme getiriyor.
Küreselleşme ile birlikte, çocukların eğitim süreçlerinde yabancı kültürlerin etkisi giderek artmakta. Verilere dayanan analizler, Türkiye'deki çocukların büyük bir kısmının yabancı dillerde yazılmış kitaplarla büyüdüğünü ve bu durumun onların kültürel kimliklerini nasıl etkilediğini göstermektedir. Özellikle çeviri kitaplar, çocukların başka bir kültürün değerleriyle şekillenmesine neden oluyor. Erdoğan, "Çocuklarımızı güvenebileceği kahramanlara emanet etmeliler" diyerek ailelere önemli bir çağrıda bulundu. Bu bağlamda, çocukların kendi kültürel değerlerine sahip çıkmaları için ailelerin ve eğitimcilerin harekete geçmesi gerektiği vurgulandı.
Uzmanların görüşlerine göre, çocuk edebiyatının zayıflaması, toplumların kültürel kimliklerini tehdit ediyor. Yerli yazarların eserlerinin artması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, bu eserlerin çocukların kendi kültürel dünyalarının bir parçası olması gerektiğini belirtti. Türk edebiyatının zenginliği, yerel hikayelerin ve karakterlerin çocuklara aktarılması açısından büyük bir potansiyele sahip. Örneğin, Türk masal ve efsanelerinin yeniden yorumlanarak günümüze uyarlanması, çocukların kendi kültürel miraslarıyla bağ kurmalarını sağlayabilir. Bu tür çalışmalar, çocukların kimlik gelişiminde önemli bir rol oynayabilir.
Toplumda bu değişimlerin etkisi, çocukların günlük yaşamlarında da hissedilmektedir. Çocukların ekran süresinin artması, onların sosyal ve duygusal gelişimlerini olumsuz etkiliyor. Günde sekiz saati bulan ekran süresi, gelişimsel gecikmelere yol açmakta ve çocukları kültürel bağlardan uzaklaştırmaktadır. Erdoğan, bu durumu eleştirerek, "Ekranlar yerine resimli kitaplar vererek, çocukları dijital istilaya karşı koruyabiliriz" ifadesini kullandı. Ebeveynlerin, çocukları ekranlardan uzaklaştırarak onlara kitap okuma alışkanlığı kazandırmaları gerektiğini vurgulayan Erdoğan, bu alışkanlığın kültürel kimliğin korunmasına katkı sağlayacağını belirtti.
Uluslararası bağlamda, benzer sorunlarla karşılaşan ülkeler, kültürel kimliklerini koruma yönünde çeşitli stratejiler geliştirmektedir. Örneğin, bazı Batılı ülkeler, yerli edebiyatı teşvik eden kampanyalar düzenleyerek çocukların kendi kültürel miraslarıyla tanışmalarını sağlıyor. Bu bağlamda, Türkiye'nin de benzer adımlar atması gerektiği düşünülmektedir. Yerli edebiyatın ve kültürel değerlerin korunması için hükümet, sivil toplum örgütleri ve eğitim kurumları arasında iş birliğinin artırılması önem arz etmektedir.
Kısa vadede, önümüzdeki 1-3 ay içinde, kitap okumayı teşvik edici etkinliklerin artması ve ailelerin çocuklarını bu tür etkinliklere yönlendirmesi bekleniyor. Okul kütüphanelerinin zenginleştirilmesi, yerli yazarlarla söyleşilerin düzenlenmesi ve çocuklara yönelik edebiyat festivallerinin artırılması, kültürel kimliğin güçlenmesine katkı sağlayabilir. Orta vadede ise, yerli edebiyatın daha fazla dikkat çekmesi ve çocukların bu eserlerle büyümesi sağlanabilir. Bu da, kültürel kimliğin güçlenmesine katkıda bulunacaktır.
Sonuç olarak, Emine Erdoğan'ın vurguladığı gibi, "Kendi hikayesini çocuklarına anlatamayan toplumlar, başkalarının hikayelerinde kaybolur." Bu nedenle, kültürel değerlerin korunması ve çocuklara aktarılması, toplumsal bir sorumluluk haline gelmiştir. Ailelerin ve eğitmenlerin bu noktada atacağı adımlar, gelecekte kültürel kimliğin sürekliliğini sağlayacaktır. Toplumun bireyleri olarak, her birimizin bu konuda üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi ve çocuklarımızın kendi kültürel mirasları ile tanışmalarını sağlamak adına çaba göstermesi büyük önem taşımaktadır. Bu bağlamda, gelecek nesillerin daha güçlü ve kimlik sahibi bireyler olarak yetişmesi hepimizin ortak sorumluluğudur.
Kaynak: TRT Haber
Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:
- TRT Haber
- Hürriyet Gündem
- Sabah
Yorumlar
Toplulukla düşüncelerini paylaş
İlk yorumu sen yaz.