27 Kasım 2024'te, Heyet Tahrir Şam liderliğindeki muhalif gruplar, İdlib'den güneye doğru bir harekât başlatarak Beşşar Esed rejiminin kontrolündeki Halep iline doğru ilerlemeye başladı. Operasyonun başlangıcı, muhaliflerin uzun zamandır beklediği bir fırsat olarak değerlendirildi. İdlib ve Halep’in batı kırsalındaki çatışmalar, muhaliflerin stratejik hedeflerini elde etme çabalarıyla birlikte sert bir şekilde başladı. İlk günlerde yaşanan çatışmalar, muhaliflerin büyük bir alanı kontrol altına almasını sağladı ve bu durum, Esed rejimine ağır bir darbe indirdi.

Muhalifler, operasyonun ilk dört gününde Halep ve İdlib illerinde bin kilometrekarelik bir alanı ele geçirerek, Esed yönetiminin hâkimiyetini sarsmayı başardılar. Bu süre zarfında, Halep merkezine yapılan ilerleme, muhalifler arasında büyük bir moral kaynağı oldu. 29 Kasım 2024’te Halep merkezine giren gruplar, şehirdeki birçok yerleşim alanını kontrol altına alarak, Esed rejimi için önemli bir stratejik kayıp yaşattı. Aynı zamanda, İdlib’in güneydoğusundaki Serakib ilçesi de muhaliflerin eline geçti ve buradan Hama iline doğru yönelerek, operasyona hız kazandırdılar.

Süreç, Suriye Milli Ordusu'nun da harekâta katılması ile daha da genişledi. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarıyla terörden arındırılmış bölgelerden hareket eden Suriye Milli Ordusu, bu operasyona “Özgürlük Şafağı” adını verdi. Bu adım, muhaliflerin birlik ve beraberlik içinde hareket etme arzusunu pekiştirdi. Operasyonun ilk aşamalarında, PKK/YPG terör örgütünün ikmal yollarının kapatılması hedeflendi. Yoğun çatışmaların yaşandığı 2016 yılından bu yana terör örgütünün işgali altında bulunan Tel Rıfat ve Münbiç ilçeleri, muhalif gruplar tarafından terör unsurlarından arındırıldı.

Hama ilinde muhalif gruplar, önemli bir stratejik nokta olan Morik ilçesini ele geçirerek, Zeynel Abidin Dağı’nı kontrol altına aldılar. Bu ilerleme, muhaliflerin Hama’nın merkezine 8 kilometre kadar yaklaşmasına olanak tanıdı. Ancak, Esed rejimi ve Rusya, muhaliflerin bu ilerleyişini durdurmak için yoğun hava saldırılarına başladı. 27 Kasım ile 2 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilen hava saldırıları sonucunda, en az 81 sivilin hayatını kaybetmesi, 300 kişinin ise yaralanması, çatışmaların siviller üzerindeki etkisini gözler önüne serdi.

Rus ve rejim unsurlarının gerçekleştirdiği hava saldırılarına rağmen muhalif güçler, 5 Aralık 2024'te Hama kent merkezinin doğusundaki mahallelere girmeyi başardı. Bu gelişme, muhaliflerin Hama iline olan hâkimiyetini pekiştirdi ve başkent Şam’a giden yolda önemli bir adım oldu. Hama iline yönelik ilerleyişlerini sürdüren muhalifler, Humus ilinde de stratejik öneme sahip Rasten ve Telbise ilçelerini ele geçirerek il merkezine doğru yönelmişlerdi. 6 Aralık 2024'te Humus kent merkezine ulaşarak, muhaliflerin kontrol alanını genişletmeleri, rejimin karşısındaki baskıyı artırdı.

Süreç içerisinde, Suriye’nin güneyindeki Suveyda ilinde de muhalif gruplar, Dürzi nüfusunun yoğun olduğu bölgelerdeki çatışmalar neticesinde, 7 Aralık 2024’te il genelinde rejim güçlerinin kontrolünü ele geçirdiler. Aynı tarihte, Dera il merkezine de muhalif gruplar hâkim oldu. Bu durum, ülkedeki genel muhalefetin yükselişini ve rejimin zayıflığını gözler önüne serdi. Kuneytra’daki yerel muhalif gruplar da rejimle çatışmaya başlayarak, 7 Aralık 2024’te il merkezine hakimiyet sağladı.

8 Aralık 2024’te muhalif güçler, başkent Şam’a girmeyi başardılar. Şam’a giriş sonrası, muhalifler ilk olarak Suriye’de rejimle özdeşleşen ve işkenceleriyle bilinen Sednaya Hapishanesi’ni basarak, tutsakları kurtardılar. Bu olay, 1963 yılında iktidara gelen Baas Partisi’nin 61 yıllık kanlı iktidarının sonunu işaret etti. Başkent Şam’ın tamamen muhaliflerin kontrolüne geçmesi, Suriye’deki iç savaşın seyrini tamamen değiştirdi.

Sonuç olarak, Beşşar Esed rejimi, uzun süre boyunca özgürlük talep eden yüz binlerce Suriyeliyi öldürdükten sonra ülkeyi terk ederek Rusya’ya kaçtı. Bu olay, Suriye tarihinin dönüm noktalarından biri olarak kaydedildi. Muhaliflerin kazandığı bu zafer, sadece askeri bir başarı değil, aynı zamanda halkın özgürlük arayışının bir sembolü haline geldi. Suriye’nin geleceği açısından belirsizlikler sürse de, bu olay, halkın iradesinin galip geldiğini gösteren önemli bir örnek olarak tarihe geçmiştir.