Türkiye otomotiv sektörü, 2025 yılının ocak-kasım döneminde ihracatında önemli bir başarı elde ederek rekor seviyelere ulaştı. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği verilerine göre, bu dönemde otomotiv ihracatı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 12,3 artışla 37.76 milyar dolara yükseldi. Yıllık bazda rekor kıran sektör, Türkiye'nin ihracatında da en üst sırada yer almayı sürdürüyor. Bu başarı, yalnızca bir rakam değil, aynı zamanda Türkiye'nin ekonomik ve sanayi politikalarındaki dönüşümün bir göstergesi olarak da değerlendiriliyor. Peki, bu başarıyı getiren faktörler neler?

Otomotiv ihracatındaki artış, sektördeki farklı alt grupların da katkısıyla gerçekleşti. Özellikle tedarik sanayi, bu dönemde 14.44 milyar dolarlık ihracatla önemli bir rol üstlendi. Tedarik sanayi, otomotiv endüstrisinin belkemiğini oluşturarak, hem iç pazar hem de dış pazar için gerekli olan parçaların ve bileşenlerin üretiminde kritik bir işlev üstleniyor. Binek otomobil ihracatı ise 11.69 milyar dolara çıkarak dikkat çekti. Ayrıca, hafif ticari araçlar ve otobüs gibi diğer kategoriler de artış gösterdi. Bu veriler, Türk otomotiv sektörünün uluslararası pazardaki rekabet gücünü artırdığına işaret ediyor ve sektördeki çeşitliliğin sağladığı avantajlar, uluslararası alanda daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşma fırsatı sunuyor.

Otomotiv sektörünün geçmişi, Türkiye'nin sanayi politikaları ve ekonomik dönüşüm süreçleriyle yakından bağlantılı. 2000'li yılların başından itibaren yapılan yatırımlar ve teşvikler, otomotiv sanayinin büyümesine büyük katkı sağladı. Türkiye, coğrafi konumu ve gelişmiş altyapısıyla, Avrupa ve Asya pazarları arasında bir köprü görevi üstleniyor. Bu durum, ihracat rakamlarının artmasında önemli bir etken. Özellikle, Türkiye’nin kara, deniz ve hava ulaşımındaki avantajları, otomotiv firmalarının global pazarlara erişimini kolaylaştırmakta.

Uzmanlar, Türkiye otomotiv sektörünün büyüme potansiyelinin yüksek olduğunu belirtiyor. Sektördeki firmalar, Ar-Ge yatırımlarını artırarak yenilikçi ve çevreci araçlar geliştirmeye odaklanıyor. Elektrikli araçlar ve otonom sürüş teknolojileri gibi alanlarda yapılan çalışmalar, gelecekteki büyüme için kritik öneme sahip. Türkiye’nin, elektrikli araç üretimi için gerekli olan batarya teknolojilerinde de gelişme sağlaması, bu alandaki rekabet gücünü artırabilir. Ayrıca, çevre dostu araçların geliştirilmesi, hem iç pazarın hem de uluslararası pazarın taleplerine yanıt vermek adına büyük bir fırsat sunuyor. Bu bağlamda, sektörün uluslararası alanda daha fazla söz sahibi olacağı öngörülüyor.

Otomotiv ihracatındaki artış, Türkiye ekonomisi üzerinde de olumlu etkiler yaratıyor. Sektör, istihdamı artırarak ekonomik büyümeye katkıda bulunuyor. 2025 yılı itibarıyla otomotiv sektöründe istihdam edilen kişi sayısının 200 binin üzerine çıkması bekleniyor. Bu durum, ülke genelinde istihdam oranlarını yukarı çekerken, yerel sanayi ve hizmet sektörlerine de olumlu yansımalar sağlıyor. Ayrıca, döviz girdisi sağlayarak ülke ekonomisinin dış ticaret dengesine katkıda bulunuyor. İhracat rakamlarındaki bu yükseliş, diğer sektörlerde de benzer ivmelerin yaşanmasına zemin hazırlayabilir. Özellikle yan sanayi ve hizmet sektörlerinin de otomotiv sektöründeki büyümeyle birlikte gelişmesi bekleniyor.

Dünya genelinde otomotiv sektörü, hızla değişen tüketici talepleri ve teknolojik yeniliklerle birlikte evrim geçiriyor. Örneğin, Avrupa ülkeleri elektrikli araçlara geçiş yaparken, Asya pazarları da benzer trendleri takip ediyor. Türkiye, bu dönüşümdeki fırsatları iyi değerlendirerek, global otomotiv pazarında önemli bir aktör haline gelebilir. Ancak, bu süreçte karşılaşılabilecek zorluklar da göz ardı edilmemeli. Özellikle, hammadde temininde yaşanan sıkıntılar ve uluslararası ticaretin getirdiği belirsizlikler, sektör oyuncularının stratejilerini gözden geçirmelerine neden olabilir.

Sonuç olarak, Türkiye otomotiv sektörü, 2025 yılının ocak-kasım döneminde elde ettiği ihracat rakamlarıyla dikkat çekiyor. Bu başarı, sadece mevcut durumu yansıtmakla kalmayıp, sektördeki geleceğe dair umut verici bir tablo sunuyor. İlerleyen yıllarda, yenilikçi yaklaşımlar ve teknolojik gelişmelerle birlikte, Türkiye'nin otomotiv ihracatındaki bu yükselişin devam etmesi bekleniyor. Ancak, bu başarıyı sürdürülebilir kılmak için sektörün, yenilikçi çözümler üretmesi ve küresel değişimlere adapte olması kritik bir öneme sahip. Türkiye’nin otomotiv sektörü, bu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirebilirse, gelecekte sadece kendi ekonomisine değil, aynı zamanda global otomotiv pazarına da yön veren bir aktör haline gelebilir.

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • TRT Haber