Rus Karadeniz Donanması, Ukrayna'nın Novorossiysk Askeri Deniz Üssü'nde bir Rus denizaltısını vurduğuna dair iddiaları kesin bir dille yalanladı. 16 Aralık 2025 tarihinde yapılan açıklamada, Rus donanması, Ukrayna istihbarat servisinin bu bilgiyi yayarak yanıltıcı bir kampanya yürüttüğünü belirtti. Rus donanması basın sözcüsü Aleksey Rulev, olayla ilgili olarak yaptığı açıklamada, “Düşmanın insansız su altı aracı kullanarak denizaltıyı sabote etme girişimi başarısız oldu” ifadelerine yer verdi. Rulev, Novorossiysk Askeri Deniz Üssü'nde konuşlu olan herhangi bir denizaltının veya geminin sabotaj sonucu zarar görmediğini ve görevlerine devam ettiğini vurguladı.

Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ise, Rus denizaltısına yönelik insansız deniz araçlarıyla bir saldırı düzenlendiğini ve bu saldırının sonucunda denizaltının ağır hasar gördüğünü öne sürdü. Ancak, bu iki taraf arasında yaşanan açıklama farklılıkları, mevcut çatışma ortamının ne denli karmaşık olduğunu gözler önüne seriyor. İki ülke arasındaki bu gerilim, yalnızca askeri unsurları değil, aynı zamanda psikolojik ve bilgi savaşlarını da içeren çok boyutlu bir çatışma haline gelmiş durumda.

Ukrayna ve Rusya, son yıllarda Karadeniz'deki askeri varlıklarını artırarak bu bölgedeki gerilimleri tırmandırdı. 2014 yılından bu yana devam eden çatışma sürecinde, her iki taraf da birbirlerine yönelik çeşitli askeri operasyonlar gerçekleştirdi. Özellikle, denizaltı ve su altı savaş araçları bu çatışmalarda önemli bir rol oynadı. Ancak bu tür iddiaların doğruluğu sıklıkla sorgulanıyor; zira her iki ülke de kendi propaganda stratejileri doğrultusunda bilgi akışını kontrol etmeye çalışıyor. Bunun yanı sıra, sosyal medya ve dijital platformlar üzerinden yayılan dezenformasyon, bu çatışmaların daha da karmaşık hale gelmesine neden oluyor.

Uzmanlar, bu tür olayların özellikle bilgi savaşları açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtiyor. Gerçekler ve sahte haberler arasındaki çizginin giderek belirsizleştiği günümüzde, her iki tarafın da kendi askeri başarılarını öne çıkarmak için manipülatif haberler yayması muhtemel. Bu durum, halkın yanı sıra uluslararası kamuoyunun da bilgiye erişimini zorlaştırıyor. Bilgi kirliliği, yalnızca askeri stratejiler üzerinde değil, aynı zamanda kamuoyunun algısı üzerinde de etkili oluyor. Her iki tarafın da kendi versiyonunu yayma çabası, toplumsal kutuplaşmayı artırarak, toplumların çatışma konusundaki görüşlerini şekillendiriyor.

Bu olayın toplumsal ve siyasi etkileri de göz ardı edilemez. Her iki tarafın da birbirine yönelik saldırı iddiaları, kamuoyunda endişe yaratırken, aynı zamanda uluslararası ilişkilerde gerginliğin artmasına yol açıyor. Karadeniz bölgesinin stratejik önemi ve burada yaşanan çatışmalar, NATO ve diğer uluslararası aktörlerin dikkatini çekiyor. Dolayısıyla, bu tür iddialar sadece bölgesel değil, küresel güvenlik dinamiklerini de etkileyebiliyor. Özellikle NATO’nun doğu kanadındaki varlığı ve Rusya'nın bu duruma karşı gösterdiği tepki, uluslararası ilişkilerde yeni bir dengelenme arayışına neden oluyor.

Dünyanın farklı bölgelerindeki benzer örnekler, bu tür bilgi savaşlarının yaygın olduğunu gösteriyor. Örneğin, Suriye'deki çatışmalar sırasında da benzer şekilde propaganda ve dezenformasyon kullanımı sıkça görülmüştü. Uluslararası aktörler, bu gibi durumlarda kendi çıkarları doğrultusunda bilgi manipülasyonları yaparak, kendi pozisyonlarını güçlendirmeye çalışıyorlar. Bu tür taktikler, savaşın psikolojik yönünü güçlendirirken, muhalefetin ve destekçilerin motivasyonlarını da etkileyebiliyor.

Ukrayna'nın iddialarının arka planında, ülkenin geçtiğimiz yıllarda Rusya'nın askeri hareketlerine karşı geliştirdiği savunma stratejileri ve uluslararası destek arayışı yatıyor. 2022 yılında başlayan Rusya-Ukrayna Savaşı, her iki tarafın da askeri kapasitesini ve stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden oldu. Ukrayna'nın NATO ve Batılı ülkelerden aldığı destek, onu daha cesur saldırılara yönlendirmiş olabilir. Ancak bu tür saldırıların başarısızlıkla sonuçlanması, hem askeri hem de siyasi açıdan ciddi sonuçlar doğurabilir.

Sonuç olarak, Ukrayna'nın Rus denizaltısını vurduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığına dair eldeki bilgiler, mevcut çatışmanın karmaşık doğasını bir kez daha gözler önüne seriyor. Gelecek dönemlerde, bu tür olayların daha da artması ve bilgi savaşlarının daha yoğun bir şekilde devam etmesi bekleniyor. Her iki tarafın da açıklamaları ve karşılıklı suçlamaları, bölgedeki gerilimi artırarak, uluslararası güvenlik dinamiklerini etkilemeye devam edecek gibi görünüyor. Gerçeklerin ne olduğu sorusu ise, hem askeri stratejiler hem de halkın algısı açısından giderek daha fazla önem kazanıyor. Bu durum, hem Ukrayna hem de Rusya için zorlu bir süreç olarak görünürken, uluslararası aktörler de bu karmaşık tabloyu dikkatle izlemeye devam ediyor.

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • TRT Haber