Ankara 36. Ağır Ceza Mahkemesi, uygulama üzerinden çağırılan bir sürücüye yönelik gerçekleştirilen darp olayında, sanık Abdurrahman Akbaş'a toplamda 12 yıl 6 ay hapis cezası verdi. Olayın detayları, mahkeme süreci ve toplumsal etkileri, bu haberde ele alınacaktır.

Olay, 29 Ocak tarihinde saat 02:30 sıralarında, Güvenpark yakınlarında gerçekleşti. İddianameye göre, sanıklar Abdurrahman ve Murat Akbaş, bir araç çağırma uygulaması aracılığıyla Alper Özcan'ın kullandığı araca bindiler. Kendilerini polis olarak tanıtan sanıklar, Özcan'ı zorla durdurduktan sonra darp ettiler. Bu esnada, parkta bulunan diğer sanıklar Umut Can Kurtoğlu ve Ömer Berkan Altunbaş da, Özcan'ı tehdit ederek zorla araçtan indirmeye çalıştılar. Olayın görüntüleri ise çevredeki taksi şoförleri tarafından kaydedildi.

Mahkeme sürecinde, sanık Abdurrahman Akbaş, suçsuz olduğunu öne sürerek, "Şoför dur dememize rağmen polisin yanında durmadı. Bizi kaçırmaya çalıştı" açıklamasında bulundu. Diğer sanıklar da beraat talebinde bulundular. Müşteki avukatı, mahkemenin kararının emsal teşkil edeceğini vurgulayarak, "Müvekkilim ve diğer Martı TAG kullanıcılarına benzer eylemlerle gözdağı verilmektedir" dedi.

Mahkeme, sanık Abdurrahman Akbaş'ı "gece vakti yağmaya teşebbüs", "birden fazla kişiyle birlikte tehdit" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından toplam 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırırken, Murat Akbaş'a ise "gece vakti yağmaya teşebbüs" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından 10 yıl 10 ay hapis cezası verilmesine karar verdi. Ömer Berkan Altunbaş'a "kasten yaralama" ve "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından 3 yıl 4 ay hapis cezası verildi. Umut Can Kurtoğlu ise beraat etti.

Olayın toplumsal yansımaları oldukça geniş. Özellikle son yıllarda, uygulama üzerinden araç çağırma hizmetlerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, bu tür olayların artış göstermesi endişe yaratıyor. Taksi şoförleri ve uygulama kullanıcıları arasında yaşanan gerilim, meslek grupları arasında güven sorunlarına yol açıyor. Türkiye'de bu tür olaylar son dönemde artış gösterirken, yetkililerden alınan önlemlerin yetersiz olduğu eleştirileri de yükseliyor.

Uzmanlar, bu olayın sektördeki güvenlik endişelerini artırabileceğini belirtiyor. Araç çağırma uygulamalarının güvenliğinin sağlanması gerektiği, aksi takdirde kullanıcıların bu hizmetleri tercih etme konusunda tereddüt yaşayabileceği ifade ediliyor. Ayrıca, benzer vakaların artması durumunda, yasal düzenlemelerin de gözden geçirilmesi gerektiği vurgulanıyor.

Türkiye'de, benzer olaylar geçmişte de yaşanmıştı. 2019 yılında İstanbul'da bir taksi şoförü, bir yolcuyu darp etmiş ve bu durum kamuoyunda büyük yankı uyandırmıştı. Uluslararası örneklerde ise, bazı ülkelerde uygulama kullanıcılarının güvenliğini sağlamak amacıyla daha sıkı denetimler ve düzenlemeler getirilmiş durumda.

Bu olay, toplumsal güvenlik açısından önemli bir tartışma başlatmış durumda. Farklı kesimlerden gelen tepkiler, güvenlik önlemlerinin artırılması gerektiğine dair ortak bir görüş oluşturmakta. Taksi kullanıcıları, uygulama hizmetlerinin daha güvenilir hale getirilmesi için yetkililerden çözüm bekliyor.

Sonuç olarak, mahkemenin verdiği ceza, benzer olayların önüne geçilmesi adına önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Ancak, bu tür vakaların tekrar yaşanmaması için uygulama firmalarının, kullanıcıların ve taksi şoförlerinin iş birliği yapması gerektiği aşikar. Gelecekte, bu tür olayların önlenmesi adına yasal düzenlemelerin ve sektörel standartların gözden geçirilmesi bekleniyor.