İsrail, 4 Eylül 2026 tarihinde Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin kenti yakınlarındaki Kabatiya kasabasında yaklaşık 7,5 dönümlük Filistin toprağına askeri bir emirle el koyma kararı aldı. Filistin yönetimine bağlı Duvar ve Yerleşim Direniş Komisyonu, bu kararı "askeri ve güvenlik" gerekçeleriyle aldığına dikkat çekti. Alınan bu karar, bölgedeki gerilimi artıran yeni bir adım olarak değerlendiriliyor.

Kararın detayları incelendiğinde, İsrail ordusunun bu topraklara askeri kule inşa etmek için bir yol yapmayı planladığı anlaşılıyor. Bu yeni askeri yol, yasa dışı "Noa" yerleşiminin kuzeyinde yer alarak, mevcut yerleşimlerin genişlemesine olanak tanıyacak bir coğrafi bağlantı oluşturuyor. Böylece, askeri emirlerle daha fazla Filistin toprağının ele geçirilmesi ve bölgedeki kolonyal genişlemenin kolaylaştırılması hedefleniyor.

Geçmişte benzer olaylar, uluslararası hukuk ve Filistinli hakları açısından ciddi eleştiriler almıştı. Duvar ve Yerleşim Direniş Komisyonu, 1 Eylül'de yaptığı bir açıklamada, mevcut hükümet döneminde yaklaşık 109 bin 141 dönüm Filistin toprağına el konulduğunu belirtti. Bu tür uygulamalar, Filistinlilerin yaşam alanlarını daraltırken, İsrail'in işgal politikalarının sürdüğüne dair kaygıları artırıyor.

Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin Batı Şeria'daki saldırıları son yıllarda artış gösterdi. 2023 yılında 1291 saldırı kaydedilirken, bu sayının 2026'nın ilk dört ayında 761’e ulaşması, durumu daha da endişe verici kılıyor. Saldırılar, hem yerleşimci gruplar tarafından hem de İsrail ordusunun desteğiyle gerçekleştiriliyor. Bu bağlamda, İsrailli gazeteci Gideon Levy, yaşananların sistematik bir etnik temizlik girişimi olduğunu belirtti.

İsrail hükümetinin, yerleşimcilere sağladığı maddi destek ve güvenlik politikaları, Filistinlilerin karşılaştığı baskıyı artırıyor. Levy, "İsrail ordusu, yerleşimcileri korumakla yükümlüdür ve Filistinlilerin bu saldırılara karşı korunması konusunda hiçbir niyetleri yoktur" ifadelerini kullanarak durumu eleştirdi. Bu koşullar altında, Filistin halkının yaşadığı zor koşullar daha da derinleşiyor.

Uluslararası toplum ise bu duruma karşı tepkisiz kalmaya devam ediyor. Amerika Birleşik Devletleri'nden gelen açıklamalar, Filistin toprakları üzerindeki yerleşim politikalarını destekler nitelikte. ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, bu bölgelerdeki yerleşimlerin haklı olduğunu savunarak, Filistinlilerin haklarının göz ardı edilmesine zemin hazırlıyor. Bu durum, iki taraf arasında daha büyük bir çatışma potansiyelini artırıyor.

Gelecek projeksiyonları açısından, İsrail'in bu tür politikaları sürdürmesi, bölgedeki gerilimi tırmandırmaya devam edecektir. Başbakan Binyamin Netanyahu'nun yaklaşan seçimler öncesinde, Filistin topraklarına yönelik saldırıların artması, muhalefetin elini güçlendirebilir. Ancak, Levy'nin de belirttiği gibi, yeni bir hükümetin bu politikaları değiştirmesi pek olası görünmüyor.

Dolayısıyla, Batı Şeria'da yaşananlar, yalnızca bir toprak gaspından ibaret değil; aynı zamanda bölgedeki sosyo-politik dinamikleri derinden etkileyen bir çatışma alanı haline geliyor. İsrail'in bu kararları, Filistin halkının geleceğini tehdit eden bir senaryonun parçası olarak öne çıkıyor.

Kaynak: TRT Haber

Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:

  • TRT Haber
  • Anadolu Ajansı
  • Hürriyet Dünya
  • AA Dünya

Sıkça Sorulan Sorular

İsrail'in Batı Şeria'da el koyduğu topraklar nerede bulunmaktadır?

El konulan topraklar, Batı Şeria'nın kuzeyindeki Cenin kenti yakınlarındaki Kabatiya kasabasında yer almaktadır.

Bu kararın uluslararası hukuka etkisi ne olacaktır?

Uluslararası toplum, bu tür toprak gaspını genellikle kınamakta, ancak etkili yaptırımlar uygulamaktan kaçınmaktadır.

Gideon Levy bu durumu nasıl değerlendirmektedir?

Levy, yaşananların sistematik bir etnik temizlik girişimi olduğunu ve İsrail hükümetinin bu durumu desteklediğini ifade etmektedir.