İstanbul, 14 Ekim 2026 tarihinde yaşanan sağanak yağışla büyük bir felaketle karşı karşıya kaldı. Beykoz ilçesinde metrekareye düşen 230,3 kilogram yağış, kentin ekim ayı ortalama toplam yağışının neredeyse 3,5 katına ulaştı. Bu durum, İstanbul Teknik Üniversitesi İklim Bilimi ve Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu'na göre, kentin kendi imkanlarıyla baş edemeyeceği bir tablo ortaya çıkardı.
Yağışların şiddeti ve süresi, kentin kuzey ilçelerinde daha belirgin hale geldi. Kadıoğlu, bu noktada tek bir sarı uyarının, yağışın riskini ve şiddetini anlatmada yetersiz kaldığını vurguladı. İstanbul'daki sağanağın ardındaki üç ana etken ise Karadeniz’in yüksek su sıcaklığı, Balkanlar'dan gelen soğuk hava ve deniz üzerinden nem taşıyan poyraz olarak belirlendi. Bu meteorolojik koşullar, aşırı yağışları besleyen bir yapı oluşturdu.
Kadıoğlu, ayrıca beton ve asfalt yüzeylerin, yağışın toprakla buluşmadan yüzey akışına geçmesine neden olduğunu belirtti. Bu durum, suyun en alçak noktalara, dere yataklarına ve bodrum katlara yönelmesine yol açtı. Yağışın şiddeti, alt yapının yetersizliği ve yanlış arazi kullanımı ile birleştiğinde, İstanbul'da bir afet tablosu ortaya çıkardı. Kadıoğlu, "Yağmur bir tehlike. Afet, o tehlikenin bizim hazırlıksız, yanlış yere kurulmuş ve yanlış işletilen kentimizle buluştuğunda ortaya çıkan sonuçtur" ifadelerini kullandı.
İstanbul'daki taşkınlar, yalnızca meteorolojik koşullarla değil, aynı zamanda insan müdahalesiyle şekilleniyor. Dere yataklarının yapılaşması ve altyapı yetersizlikleri, riskleri artıran unsurlar arasında yer alıyor. Kadıoğlu, "Sorun yalnızca boruların yetersizliği değil, suyun doğal akış yollarının kapatılması ve kentlerin buna göre planlanmamasıdır" dedi.
Sel felaketinin etkileri, birçok vatandaşı olumsuz yönde etkiledi. Birçok kişi evlerinde mahsur kaldı, bazıları ise hayatını kaybetti. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, yağış nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının üçe yükseldiğini ve kayıp kişi sayısının dört olduğunu açıkladı. Sel ve su baskınları sonucunda 2,727 kişi, AFAD ve diğer kurtarma ekipleri tarafından tahliye edildi.
Bununla birlikte, Adalet Bakanı Akın Gürlek, yaşanan olaylarla ilgili adli soruşturmaların başlatıldığını duyurdu. Olayların tüm yönlerinin aydınlatılması için ihmal ve kusurların tespit edileceği belirtildi. Yaşanan felaketin ardından vatandaşlara geçmiş olsun dilekleri iletildi.
Sonuç olarak, İstanbul'daki sağanak, hem meteorolojik hem de insan kaynaklı faktörlerin birleşimiyle meydana geldi. Kentin altyapı sorunları, yanlış arazi kullanımı ve iklim değişikliğiyle birleşerek, bu tür felaketlerin önünü açıyor. Kadıoğlu, olası çözümler arasında dere yataklarının açılması, yağmur suyu ve atık su hatlarının ayrılması gibi önlemler önerdi. İstanbul'un gelecekte böyle bir felaketle karşılaşmaması için hazırlıkların yapılması gerektiği açıktır.
C: Sağanağın ana sebepleri Karadeniz'in yüksek su sıcaklığı, Balkanlar'dan gelen soğuk hava ve deniz üzerinden nem taşıyan poyrazdır.
C: Sel felaketi sonucunda birçok kişi evlerinde mahsur kaldı, hayatını kaybedenlerin sayısı üçe yükseldi ve 2,727 kişi kurtarıldı.
S: İstanbul'da benzer felaketlerin önlenmesi için ne gibi önlemler alınmalı?
C: Dere yataklarının açılması, yağmur suyu ve atık su hatlarının ayrılması gibi altyapı iyileştirmeleri yapılması önerilmektedir.
Kaynak: TRT Haber
Bu analiz, aşağıdaki kaynaklardan derlenen bilgiler ışığında hazırlanmıştır:
- TRT Haber
- Hürriyet Gündem
- Milliyet
- Hürriyet Yaşam
Bu haber, güvenilir kaynaklardan derlenerek editöryal süreçten geçirilmiş ve özgün içerik olarak yeniden yazılmıştır.
Yorumlar
Toplulukla düşüncelerini paylaş
İlk yorumu sen yaz.